During the time that  I was writing Ara Guler's biography I spent more than 3 years (2007-2009) with him. Initially, he was irritated by being the subject of the lens, but later, he got used to it and gave his blessing for these photos.

Wherever Ara Güler is on the globe, people are at the core of his photographic scope; some are known by everyone and some are only ordinary people.

He reveres and brings the person in the focus to the foreground.

He shoots these frames with love and adoration:

“Actually nothing is important if love of humans is lost. The most essential thing is love. Everything depends on it. Because everything even photography is for humans. There can never be a person devoid of love and photography devoid of people

Ara Güler knows everyone he photographs: where they have come from, what they do, their hopes, and concerns, thus magically he knows which position and which pose would reflect them the best. For he believes in photography to be a magic that will encapsulate and transmit a moment of our flowing life to the future times.

Ara Güler is one of the, not only Turkey’s but the world’s, best.

What puts him in the same league with Alfred Stieglitz, Ansel Adams, Edward Weston, Henri Cartier Bresson and Paul Strand like representatives of photographic realism as much as his life-long career, intellectual knowledge and outbursts putting philosophers to shame are his amateur enthusiasm, curiosity, and his boyishness and romanticism that he has been able to maintane.

“Me and my Photographs are a bit romantic. I do not take photographs in a normal light. Either at sunrise, or sundown, or early in the morning. Besides I want to explain something in every frame. Every image has to have a message”

And of course, Ara Güler’s photographs explain a lot. Each portrait, national and international, bears a potential for pages and pages of comments. Each Ara Güler frame carries the clues of his authorship, wisdom, theatricality.

Therefore unexceptionally every image from his lenses tell everyone that “This is an Ara Güler photograph”

The sensitivity reflected in his images, the flawless compositions and the splendid esthetics are his real signature.

Despite all this romanticism, Ara Güler never departs from realism for he sees himself as a photojournalist, a man chronicling history by his camera.

Ara Güler believes photojournalism, that he has exercised all his life, to be not just covering events but to convey to the future generations the life, art, customs and traditions of the times and what people do, their sorrows and joys.

Hence, looking at Ara Güler’s photographs one sees the history of Turkey, of İstanbul, of the people of Turkey.

 

 

ARA GÜLER

Foto Muhabiri - Photojournalist

 

NT_AraGulerBioKpk.jpg

 

gallery

GALLERY

VIDEO

Ara Güler'in hayat hikayesini yazarken 3 yılı aşkın bir zamanı (2007-2009) birlikte geçirme şansını buldum.

Kendisinin fotoğralarını çekme isteğime başlarda huysuzluk etmesine rağmen sonradan alıştı ve ortaya bu görseller çıktı.

Ara Güler, dünyanın neresine giderse gitsin, evrensel fotoğrafik yelpazesinin merkezinde hep insan olmuştur; bunların kimini herkes tanır kimi ise sıradan insanlardır.

Objektifinin odağına oturttuğu insanı hep yüceltir, ön plana çıkarır.

Bu kareleri sevgiyle, aşkla çeker;

“İnsan sevgisi kaybedilmişse hiçbir şeyin önemi yoktur aslında. En mühim şey insan sevgisidir. Her şey buna bağlıdır. Çünkü her şey, fotoğraf da, insan içindir. Sevgisiz insan, insansız da fotoğraf olmaz.”

Ara Güler, fotoğrafını çektiği herkesi tanır, onların nereden geldiklerini, ne yaptıklarını, umutlarını, kaygılarını hep bilir ve onları hangi duruşun, hangi pozun iyi yansıtacağını büyülü bir biçimde bilir. Çünkü O; fotoğrafın, akıp giden yaşantımızın bir anını yakalayıp onu gelecek zamanlara ulaştıran bir sihir olduğuna inanır.

Ara Güler sadece Türkiye’nin değil dünyanın en büyüklerindendir.

Onu dünya üzerinde fotoğraftaki gerçeklik akımının temsilcileri Alfred Stieglitz, Ansel Adams, Edward Weston, Henri Cartier Bresson ve Paul Strand’ın bulunduğu lige sokan da hayatını adadığı mesleği, entellektüel birikimi ve bir filozofa taş çıkaran çıkışları kadar amatörce heyecanı, merakı, korumayı başardığı çocuksuluğu ve romantikliğidir.

“Ben ve fotoğraflarım biraz romantiğiz. Ben normal ışıkta resim çekmem. Ya gündoğumunda, günbatımında, ya da sabah erken. Ayrıca da her karede bir şey açıklamak isterim. Her resim bir şey açıklamalı”

Ve zaten Ara Güler’in fotoğrafları çok şey açıklar.

Türkiye’den ve dünyadan çektiği portrelerin her biri üzerine sayfalarca yazı yazabilecek potansiyel barındırır.

Her Ara Güler karesinde yazarlığının, bilgeliğinin, tiyatroculuğun karineleri mevcuttur.

O yüzden objektifinden çıkan bir fotoğraf istisnasız herkese ‘Bu bir Ara Güler fotoğrafıdır’ dedirtir.

Karelerine yansıttığı duyarlılık, kusursuz kompozisyonlar ve muhteşem estetik aslında onun imzasıdır.

Bunca romantikliğe rağmen Ara Güler’in kareleri asla gerçeklikten ayrılmaz çünkü kendisini foto muhabiri yani “tarihi makinesiyle yazan adam” olarak görür.

Ara Güler, yaşamı boyunca icra ettiği foto muhabirliğinin yalnızca olayların gidişini izlemek değil, devrinin yaşamını, sanatını, gelenek ve göreneklerini, insanların nelerle uğraştıklarını, sevinçlerini üzüntülerini gelecek çağlara aktarmak olduğuna inanır.

İşte bu yüzden Ara Güler’in fotoğraflarına bakarken Türkiye’nin, İstanbul’un Türkiye insanının tarihini görürsünüz.

 

Copyright © 2013 - All Rights Reserved - Nezih Tavlas Photography